Çok mutsuzum blog. Az önce çok kötü bir haber aldım. Hıçkıra hıçkıra ağlamak geliyor içimden, isyan etmek...
Ama resmen çöktüm. Oturdum kaldım öylece. Nasıl bir bezginlik var içimde,nasıl kavruluyorum.
Gözkapaklarım ne kadar ağırlaştı. Meğer soluduğum hava ne kadar yoğun ne kadar da sıcakmış.
Ne istedik hayattan ya?
Biz bunları hakedecek ne yaptık?
Neden hiçbir istediğim şey ilk denememde olmuyor?
Neden hep karşıma bir sürü engel çıkıyor?
Azıcık mutluluk ya azıcık. Ucundan. Ara sıra,40 yılda bir. Çok mu?
Bilmiyorum.
Nasıl bir sınav bu, neyle sınanıyoruz, bilmiyorum.
Hep içimde bir umutsuzluk.
Hep bir mutsuzluk.
Hep bir "nasılsa olmayacak"
Hep bir nasipsizlik, kısmetsizlik.
Ben artık yoruldum.
Hesaplaşmaya da gücüm yok.
14 Ağustos 2015 Cuma
4 Ağustos 2015 Salı
Yolumu Çizmek İçin Tek Şansım
Merhaba blog.
Ben Ygs-Lys'ye hazırlanan bir garip öğrenci olarak çok korkuyorum. Çevremde çok çalışıp istediği yeri kazanamayanları görmek, günde taş çatlasa 100 soru çözebilen bünyeme ağır geliyor.
Bazen tıp kazanamazsam ölürüm herhalde diye düşünürken, bazen de kazanamazsam özgurleşirim, istediğim türde bir bölümü yazar, iyi bir üniversite kazanır, dil öğrenir, uluslararası bir firmada çalışırım, hayatımı yaşarım diye düşünüyorum.
Bir de şu elalem ne der korkusu var tabi. 4 yıldır "fen lisesinde okuyorum" deyince büyüyen kem gözler var. Beklenti çok büyük. Yarış, rekabet, hırs... Midem bulanıyor. Yetişkin insalar ama bir türlü yetişmemişler.
Aslında bende özgüven eksikliği var. Bunu tamir etmeye çalışıyorum. Özgüvenim olmazsa hep başarısız olmaya mahkumum çünkü. Bir sürü örnek var önümde. Çalışma hayatında, insan ilişkilerinde en önemli faktör özgüven.
Film izlemeye doyamıyorum. Internette çok vakit kaybediyorum. Vicdan azabi duyuyorum.
Yolumu çizmek için tek şansım. Atacağım bir adımla bütün hayatım değişecek. Ben belirleyeceğim bunu. Hakkımda hayırlısı olsun.
Dün izlediğim bir hint filminde şöyle bir replik geçiyordu:
"Hayatta yürümek, koşmak ve hatta düşmek istiyorum,ama kesinlikle durmak değil. "
Insallah bir sonraki yazımda "Sınavı ben kazandım, başardım" gibi şeyler yazarım. Lütfen bana dua edin.
Sağlıcakla.
Ben Ygs-Lys'ye hazırlanan bir garip öğrenci olarak çok korkuyorum. Çevremde çok çalışıp istediği yeri kazanamayanları görmek, günde taş çatlasa 100 soru çözebilen bünyeme ağır geliyor.
Bazen tıp kazanamazsam ölürüm herhalde diye düşünürken, bazen de kazanamazsam özgurleşirim, istediğim türde bir bölümü yazar, iyi bir üniversite kazanır, dil öğrenir, uluslararası bir firmada çalışırım, hayatımı yaşarım diye düşünüyorum.
Bir de şu elalem ne der korkusu var tabi. 4 yıldır "fen lisesinde okuyorum" deyince büyüyen kem gözler var. Beklenti çok büyük. Yarış, rekabet, hırs... Midem bulanıyor. Yetişkin insalar ama bir türlü yetişmemişler.
Aslında bende özgüven eksikliği var. Bunu tamir etmeye çalışıyorum. Özgüvenim olmazsa hep başarısız olmaya mahkumum çünkü. Bir sürü örnek var önümde. Çalışma hayatında, insan ilişkilerinde en önemli faktör özgüven.
Film izlemeye doyamıyorum. Internette çok vakit kaybediyorum. Vicdan azabi duyuyorum.
Yolumu çizmek için tek şansım. Atacağım bir adımla bütün hayatım değişecek. Ben belirleyeceğim bunu. Hakkımda hayırlısı olsun.
Dün izlediğim bir hint filminde şöyle bir replik geçiyordu:
"Hayatta yürümek, koşmak ve hatta düşmek istiyorum,ama kesinlikle durmak değil. "
Insallah bir sonraki yazımda "Sınavı ben kazandım, başardım" gibi şeyler yazarım. Lütfen bana dua edin.
Sağlıcakla.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)